|
Değerli Dostlar,
Donanmamıza 3 adet
DUMLUPINAR isimli denizaltı katılmış ama çok acı hepsinin akibeti de
aynı olmuş.
1. Dumlupınar
Denizaltısı :
1931 yılında hizmete girmiş
Karadenizde yapılan bir tatbikat dönüşü dümeni arızalanmış ve Haydarpaşa
önlerinde bir gaz tankeri ile çarpışarak batmış,
2. Dumlupınar
Denizaltısı * :
1950 yılında hizmete giren
Denizaltımız, Nato tatbikatı dönüşü İsveç bandıralı Naboland
şilebi ile çarpışarak batmış ve 81 denizcimiz şehit olmuş.
3. Dumlupınar
Denizaltısı :
1972 yılında hizmete girmiş,
1976 yılında Çanakkale boğazında sovyet bandıralı Sızik Vavilov gemisi
ile çarpışmış ve batmış.
81 Denizciden Hazin
Veda : VATAN SAĞOLSUN
Yıl 1953... 4
Nisan pazar günü. Gün henüz ağarmamışken, Eceabat ve Nara kıyıları
şiddetli bir çarpışmanın gürültüsüyle sarsıldı. Bu sarsıntı güneşle
birlikte tüm Türkiye’yi saracak ve çarpışmanın gürültüsünü sessiz
hıçkırıklara dönüştürecekti. Naraburnu açıklarında İsveç şilebi Naboland
ile çarpışarak Çanakkale Boğazı’nın sularına gömülen Dumlupınar
denizaltında hayatlarını kaybeden 81 denizci ise tarihin sayfalarına ve
Türk milletinin kalbine şu sözlerle kazınacaktı: “Vatan sağolsun...”
Akdeniz'de
gerçekleştirilen NATO tatbikatına katılan 1. İnönü ve Dumlupınar
denizaltı gemileri, manevraların sona ermesinin ardından Gölcük'e dönmek
üzere yola çıktılar. 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece Çanakkale
Boğazı'na giriş yapan iki denizaltı gemisi, olacaklardan habersiz eve
dönüyordu. Sakin geçen yolculuk saat 02.10 sularında Dumlupınar için son
buldu.
SİSLERİN
ARDINDAKİ "NABOLAND"
Çanakkale
Boğazı her zaman denizciler için zor bir geçiş olmuştu. Özellikle
İstanbul yönüne giden deniz taşıtları Naraburnu önünde manevra yaparken
büyük dikkat ve özen göstermek zorundadır. O gece Dumlupınar için bir
başka şanssızlık da boğazın üstünü kaplayan sis bulutuydu. Dumlupınar
Naraburnu açıklarına yaklaşırken geminin güvertesinde Süvari Kıdemli
Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hüseyin Yumuk,
Astsubay Hüseyin Akış ve Astsubay Hüseyin İnkaya bulunuyordu. Çanakkale
Boğazı'nın sularında sessiz sedasız ilerleyen tek gemi Dumlupınar
değildi. İstanbul yönünden gelmekte olan İsveç Bandıralı şilep "Naboland"
da aynı dakikalarda Naraburnu açıklarına gelmişti. Kaptanlığını Oscar
Lorentzon'un yaptığı Naboland ile Dumlupınar, birkaç dakika sonra
korkunç bir gürültüyle çarpışacak ve bu çarpışma Eceabat sahilinde dahi
duyulacaktı.
VE O AN...
Astsubay
Hüseyin İnkaya nöbetçi olmamasına rağmen vardiya dışı görevine devam
etmekteydi. Nara önlerine gelinirken rotada dikkatini çeken değişiklik
üzerine köprü üstüne çıktı. İşte tam bu sırada güvertede bulunan
kimsenin ne olduğunu anlayamadığı bir gürültü koptu ve denizciler suya
yuvarlandı. Çarpışma sırasında güvertede bulunan 8 denizcden sadece 5'i
gözlerini denizde açacak kadar şanslıydı. Bu 5 subay ve astsubayın
dışında 2 er pervaneye takılarak, 1 astsubay ise boğularak hayatlarını
kaybetti. Naboland, Dumlupınar'a baş torpido dairesinin sancak
tarafından bindrmişti. Çarpışmanın gürültüsü Eceabat Limanı'nda
demirlemiş olan gemiler tarafından duyuldu. Böylesi şiddetli bir darbe
alan Dumlupınar, süratle baş tarafından batmaya başladı. Darbenin
şiddetine dayanamayan Dumlupınar, birkaç saniye içinde Çanakkale
Boğazı'nın karanlık ve puslu sularına gömüldü.
Fakat
denizaltı ve hayatta kalan mürettebatının yaşayacakları henüz
bitmemişti. Hızla sulara gömülen Dumlupınar'ın santral dairesinde
çarpışma sonucu şiddetli bir patlama meydana geldi. Denizaltı'nın tüm
elektriği kesilmişti. Gemilerinin baş taraftan itibaren su aldığını
gören denizciler hızla kıç torpido dairesine doğru harekete geçti. Kıç
torpidoya varana kadar da arkadaşlarının birçoğunu kaybettiler.
Dumlupınar batmaya devam ederken 22 denizci de kıç torpido dairesine
ulaşmayı başarmış, burada kendine yer bulamayan arkadaşları hayatlarını
kaybetmişti.
Dumlupınar ilk şehitlerini böylelikle vermiş oldu...
GÜMRÜK MOTORU
OLAY YERİNDE
Aynı gece
Eceabat Limanı'nda demirli halde bulunan Gümrük Motoru'ndaki personel,
telaş içinde motora gelen bir kişi tarafından uyandırıldı. Bu kişi, Nara
açıklarında bir çarpışmanın olduğunu söyleyerek, motorun kaza mahaline
gitmesini istedi. Derhal yola koyulan gümrük motoru, kaza yerine
vardığında deniz "panayır yeri gibiydi". Naboland, tahlisiye
sandallarını indirmiş, fosforlu can yeleklerini denize bırakmış ve
birçok uyarı fişeği fırlatmıştı. Gümrük motoru mürettebatı, deniz
üzerinde dolaşırken tahlisiye sandallarına çıkmış ve can yeleklerine
sarılmış Dumlupınar mürettebatını görerek motora aldı. Bu denizciler
hızla Çanakkale'ye götürülerek hastaneye yatırıldı. Fakat hala denizin
dibinde 81 kişi vardı ve onların yaşayıp yaşamadıkları bilinmiyordu.
Artık onların yaşamasını ummaktan ve denizaltı kurtarma gemisi
Kurtaran'ı çağırmaktan başka çare yoktu.
"DENİZ
KUVVETLERİNE BAĞLI DUMLUPINAR DENİZALTISI BURADA BATTI"
Naraburnu'nda
gün ağarmıştı. Havanın aydınlanması sayesinde civarda dolaşan balıkçı
tekneleri Dumlupınar'ın batarken su yüzüne fırlattığı muhabere
şamandırasını gördü. Beklenen haber gelmişti. Haberi alan gümrük motoru
derhal şamandıranın bulunduğu yere gitti. Gümrük motorunun ikinci
çarkçısı Selim Yoludüz şamandıraya uzandı ve üzerindeki yazıyı okudu:
Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar Denizaltısı burada battı. Kapağı
açın ve denizaltıyla irtibat kurun. Kapağı açtı, şamandıranın içindeki
ahizeyi kaldırdı ve ümitle "Alo" dedi...
"VATAN
SAĞOLSUN..."
Sesine karşılık bekleyen gümrük muhafızının yüreğine, karşı
taraftan gelen cevap su serpti: "Buyrun, ben Astsubay Selami"
Beklediği karşılığı alan Selim Yoludüz astsubay Selami'ye ne
durumda olduklarını sordu. Aldığı cevap Dumlupınar'da yaşanan
trajediyi açıklar nitelikteydi. Astsubay Selami geminin 15
derece sancak yönünde yatık olduğunu, elektriğin kesik olduğunu
ve kendilerinin kıç torpido dairesinde 22 kişi olduklarını
söyledi. Gümrük motorunun çarkçısı Selim Yoludüz, mürettebata
Çanakkale Boğazı'nın Nara Burnu'nda olduklarını ve gemilerinin
tahminen 90 derece derinlikte yatmakta olduğunu söyleyerek,
"Endişelenmeyin. Kurtaran yolda. Sizi oradan çıkaracağız" dedi.
Vatan
görevi için denizaltıda bulunduklarını söyleyen Astsubay
Selami'nin cevabı ise Çarkçı Selim Yoludüz'ün kulağına ve
kalbine işledi: Ailelerimize selam söylüyoruz. Bizi
kurtaracağınızdan eminiz. Vatan sağolsun...
Bu, astsubay Selami'nin boğazın yüzeyindekilerle yaptığı ilk
konuşma oldu. Saat 11:00 sularında olay mahaline gelen Kurtaran
gemisinin çalışmaları sonuçsuz kaldıkça yüzeydekilerin umudu
azalıyordu. Bu arada ilk konuşmanın ardından sırasıyla,
Çanakkale Deniz Komutanı Albay Zeki Adar, Gümrük Memuru Selim
Yoludüz bir kez daha ve 1. İnönü Denizaltısı ikinci kumandanı
Üsteğmen Suat Tezcan Dumlupınar'la görüştü. Aşağıda Astsubay
Selami ve arkadaşlarının zamanı azaldıkça, su yüzünde
bulunanların moralleri bozuluyordu. Buna rağmen, Astsubay
Selami'nin sesinde tereddütten ve endişeden eser yoktu. Bir süre
sonra bir konuşma daha yapmak için şamandıranın başına gidildi
ve ahize kaldırıldı. Aşağıdan gelen sesler hazin sonun acılı
haberni verir gibiydi. Ahizenin diğer ucundan sadece dualar,
ezan sesleri ve iniltiler geliyordu. Saat 15:00 sularında ise
muhabere şamandırasını tutan telefon kablosu koptu. Bir daha
Dumlupınar mürettebatından haber alınamayacaktı...
Astsubay Selami Özben'in "Vatan Sağolsun" sözleri, 84 metre
derinlikte yatan Dumlupınar'dan yükselen son ses oldu
KURTARAN GEMİSİ VE
KURTARMA ÇALIŞMALARI
Kazanın
ardından olay yerine gelen Amiral Sadık Altıncan, Vali Safaeddin
Karanakçı ve diğer yetkililerin gözetiminde kurtarma çalışmaları
başladı. Bu arada kaza çok kısa sürede gerçekleştiği için olayın farkına
varmayan 1. İnönü Denizaltısı da olay yerine geri dönerek kurtarma
çalışmalarında bulundu. Bu gemi dışında denizin üstünde iki muhrip,
Kurtaran, motorlar ve Naboland bulunuyordu. Çanakkale Boğazı'nın
akıntılı sularında Dumlupınar'ı ve mürettebatı kurtarma çalışmaları
aralıksız sürdürüldü, fakat bu çaba mürettebatı kurtarmaya yetmedi.
Dalgıçlar birçok defa herşeyi göze alarak Dumlupınar'a ulaşmaya
çalışmış, fakat hiçbiri kurtarma çanını denizaltının gövdesine
tutturmayı başaramamıştı. Kurtarma işinin tüm gereklerinin yerine
getirilmesine rağmen, ne Dumlupınar ne de mürettebatı kurtarılabildi.
Salı günü sabaha karşı ümitler tükendi. Çünkü bir denizaltı, personeline
3 gün yaşama izni vermekteydi. 72 saatten sonra içerdeki hava miktarı
denizcilerin yaşamasına zaten izin vermeyecekti. Ve saat 02:15
itibariyle 3 günlük süre dolmuştu. 81 denizciden geriye kalan 22 kişiden
artık ümit kesilmişti. Ertesi gün saat 15:00'te Başaran Gemisi üzerinde
bir tören düzenlendi ve "Dumlupınar Şehitleri" için denize çelenkler
bırakıldı.
MEKANLARI CENNET OLSUN
|